İnsan hayat koşturmasında birçok şeyi unutuyor. Hatırında kalması için dua ettikleri bile bir bir tarih oluyor. Hele ki evladı ile ilgili her ayrıntıyı her anını tek tek hatırda tutmak istiyor. Tabii bu mümkün değil. Çünkü sürekli yenileri ekleniyor. Bunun için günlük yazmak bazı anıları hatırlamada iyi bir yaklaşım diye düşünüyorum. Her gün olmasa da zaman zaman yazmaya gayret ediyorum, özellik ile oğlum ile ilgili olanları. Bugün de onlardan biri olsun.
Bugün kendisinin deyimiyle 17 günlük tatilimiz bitti tekrar okula başladık. Ve sen yavrum arkadaşlarını ve öğretmenini özlediğin halde, gitmek istemediğini belirttin. Hatta beni suçladın," Öğretmenimiz artık okul bitti, tatil dedi, sen beni zorla okula göndermek istiyorsun" diyerek. Kısa bir açıklamadan sonra ikna olundu, okul için hazırlanıldı. Aslında okul konusunda beni çok şaşırttın. Çünkü okul öncesi dönemde, 1,5 2 yaşından beri o kadar çok hevesliydin ki okul için, yazmak için, okumak için. Ödev yapmakta bu kadar zorlanacağın, sıkıntı çekeceğin hiç aklıma gelmedi. Gerçi bu sıkıntıda derslerin aşırı yoğun, ödevlerin aşırı çok ve tehditkar öğretmenin etkileri de yok değil. Çünkü her öğrenci, " Ödevlerinizi yapmayın da bakın yarın ne kadar çok vereceğim", ya da " Yarın ki yazılıya çalışmazsanız hepiniz zayıf alırsınız" diyerek yaklaşan bir öğretmenin dersini sevmekte zorlanır. Yine de her gün o zorlu ödevleri, derin derin yutkunarak, hıçkırarak, mide bulantısı geçirerek ve karnını açarak da olsa tamamını yaptığın için hayranım sana. Artık okuyabiliyoruz, okulun en sevdiğin yönü istediğin her şeyi yardımım olmadan okuyabiliyor olman oldu. Yazmaktan pek hoşlanmıyorsun.
Resim yapmak, müzik yapmak büyük keyif aldığın bir ikinci bölüm. Hatta resim konusunda artık bir ressam evimiz oldu, tuvaller, boyalar, fırçalar, paletler, kağıda yapılan resimleri beğenmemeler falan, bayağı bir ilerleme kaydettik. Ve benden ziyade sen gerçekten şahane resim yapıyorsun. Birçok ayrıntısını yapıyorsun artık resimlerin, evin perdeleri, kapının anahtar deliği, yerdeki şeylerin gölgeleri. gökkuşağının renk sırası çok önemli mesela ya da ayıyla yıldızıyla bir gece resmi yapmış olman güzel ayrıntı benim için. Müzik aleti olarak şimdilik evdeki her şey kullanılabiliyor, sonra belki ilerde şekil değiştirirler orasını bilemem.
Futbola yazılmak için resmen gün sayıyoruz, çünkü uzunca bir süredir futbol oynama aşkın devam ediyor. Ben elinin daha iyi olduğunu düşündüğümden basketbol oyna istemiştim. Yine artık beni şaşırtmayan cool'luğunla cevap vermiştin, " Ben çok uzun boylu olmak istemiyorum ki, futbol oynamak istiyorum, basketbolu zaten iyi oynayabiliyorum" " Tamam, peki başka sorum yok" edasına giriyorum mecburen ben de.
Aslında futbol aşkına teşekkür etmem gerekiyor, çünkü artık yemek yiyorsun, hepsinden değil ama eskiye göre çok şükür Allaha kıvamındayım. Her gün şükrediyorum bunun için.
Ben de en az senin kadar heyecanlıyım. Büyüdüğünü görmek heyecanlarına şahit olmak ve onları hissetmek çok başka bir duygu. Kendim için şunu söyleyebilirim ki, iyi ki kalbi geniş bir insanım. Seni çok seviyorum ve bunu doğru şekilde ifade ettiğimi düşünüyorum. Mutlu olman için, evim kirlenir, duvarı boyarsan ne olur, yere dökülen leke çıkmazsa ne yapacağım gibi düşüncelerim yok çok şükür. Çünkü senin mutlu olman benim için önemli olan, sen mutlu olduktan sonra, zaten apartmanların içinde sıkışmış hayatlarımıza bir de sana evde sınırlar koymak çok anlamsız geliyor bana. Çevreyi, rahatsız etmemek konusuna özen göstererek evde dilediğimizi yapıyoruz.
Mutlu olman için elimden geleni yapmaya çalışıyorum güzel çocuğum. Benim çok güzel çocukluğum geçti. İstiyorum ki sen de büyüdüğünde çok güzel çocukluğum geçti diyebil.
Annelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Annelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
6 Şubat 2017 Pazartesi
1 Aralık 2016 Perşembe
Uzun zaman sonra gözlerini açmıştı. Hala nefes alıp verişleri düzenli değildi fakat hayata dönmüştü. Kaç yıldır orada olduğunu unutmuştu hemşireler ama annesi saniyesi saniyesine biliyordu. Bir gün olsun gelmemezlik yapmamıştı.
İlk anda odanın, artık kremleşmiş beyaz duvarları, açık yeşil demirleri olan bir karyolası, bir de tek kişilik koltuğu vardı koyu kahve renginde. Perdeler kirden kendi renklerini yitirmiş grimsi bir renk almıştı, hatta sürekli tutulan açma kapatma yerleri daha da koyu ve yağlıydı. Elif'in solgun teni ve hareketsizliği de buna eklenince oda matem yeri gibiydi. Üstelik rutubet kokuyordu Efsun hanım kızını orada öylece bırakamazdı. İyileşmesini beklerken daha da kötü duruma geçebilirdi. Bir vakit sonra doktoru ile konuşmaya karar verdi. Müsaadesi olursa oda için bir şeyler yapmak istediğini, odayı Elif'in seveceği şekilde döşemek istediğini söyleyecekti, doktorun müsait olmasını bekliyordu. Hemşire Efsun hanıma doktorun onu beklediğini, Efsun hanım da doktora ne istediğini söyledi. Nevzat bey karşı çıkmadı. En fazla battaniye, birkaç fotoğraf falan getirir diye düşündü. Efsun hanımın düşündükleri ise tamamen farklıydı.
Ertesi gün elinde boyalar ve fırçalar ile geldi, hastahane personelinden yatağı biraz ortaya çekmeleri için yardım istedi. Sonra odanın duvarlarını Elif'in en sevdiği renklere boyamaya başladı. Yatağın baş ucunu beyaza, karşılıklı iki duvarı gök mavisine, ayak ucuna denk gelen duvarı ise uçuk pembeye boyadı, üzerilerine resimler yaptı, fotoğraflar yapıştırdı. Boya kokuları kızını rahatsız eder mi diye ne düşündü ne de kimseye danıştı. Tek amacı kızının odasını mutlu olacağı şekle getirmekti. Kontrole gelen doktor gözlerine inanamadı. Efsun hanıma sitem eder gibi bakacakken vazgeçti. Çünkü karşısındaki bir anneydi anne için çaresiz kalmak diye bir şey yoktu, umut kesmemek diye bir şey vardı. Kendisinin çok umut bağlamadığı kıza, annesi sanki onu akşam uykusuna yatırmış gibi davranıyordu. Uyanacağından emindi. Ertesi gün eski ve kirli perdeler yerine açık pembe ve mavi desenleri olan perdeleri astı camlara ve camları bir güzel temizledi. Evinde dikmiş olduğu çiçek desenli örtüyü eski koltuğa geçirdi. Yine evinden getirdiği çam kokulu yüzey temizleyici ile yerleri bir güzel temizledi. Odanın iki gün önceki halinden eser kalmamıştı. Pırıl pırıl ve tertemiz olmuştu. Matem halinden bahar haline geçmişti. Şimdi içi biraz daha rahat, umudu biraz daha fazlaydı.
Geceleri yanında kalmasına izin vermiyorlardı. Evde de gözüne uyku girmiyordu. Artık her gün yarım saat bir saat uyuyor ama her zaman olduğundan çok daha dinç uyanıyordu. Gecelerini kızına dua ederek geçiriyor okuduğu her dua umudunu perçinliyordu. Sabahın ilk ışıkları ile hastaneye koşuyordu. Kızına arkadaşlarından aldığı ders notlarını okumayı ihmal etmiyor, uyanınca geri kalmasını istemiyordu. Onlardan duyduğu okul anılarını başında kahkahalar atarak anlatıyor, onun yanında hiç ağlamıyordu. Zaten artık istese bile ağlayamıyordu. Zamanla odaya masa sandalye getirmiş yere bir kilim bile sermişti. Ama Elif'in durumunda hiç değişiklik yoktu. Doktorların umudu yoktu uyanması için ama yine de karar ailesinindi. Konuyu açmak istediklerinde Efsun hanım devleşiyor ve bambaşka bir insana dönüşüyordu. Kendisinin anne duygularına kulak vermelerini istiyordu. Çünkü analar hissederdi. Onlar hiç umutları olmadığı halde ses çıkarmıyor, Efsun hanım kabul edene kadar bu şekilde devam etmeyi uygun buluyorlardı.
4,5 yıl geçmişti, kaç hemşire, kaç hastane personeli, kaç doktor, yan odalarda kaç hasta değişmişti. Kaç aile ile dertleşmiş, kaç dostluklar kurmuştu, Efsun hanım ama Elif hala uyanmamıştı. Arkadaşları meslek sahibi olmuş, kimileri çoluk çocuğa karışmıştı. Yine de umudu hiç kaybolmamıştı, biliyordu bir gün uyanacaktı.
Doktor Nevzat ile artık aile dostu gibi olmuşlardı, doktor Elif'i kendi kızı gibi görür olmuştu. Üzgündü, hiç değişmeyen durumunu gördükçe daha da artıyordu üzüntüsü. Beşinci yıla girdiğinde bir gün yine konuşmak istedi Efsun hanım ile hafif bir imada bulundu. Ama Efsun hanım yine kabul etmedi. İyi ki de kabul etmedi. Birkaç gün sonra bir mucize oldu Elif elini oynattı, üstelik doktor da kontrol ederken oldu bu hadise. ikisini de büyük bir heyecan sardı. Elif yıllar sonra ilk defa tepki vermişti. O zaman gözyaşlarını tutamamıştı içi umut ile taşan anne. İkisi birden hadi kızım hadi uyan diye bağırıyorlardı. Bağırdıklarını odaya giren hasta yakınlarından anladılar. Herkes sevinçle gülmeye, kucaklaşmaya başlamıştı. Ama maalesef gözlerini açmamıştı Elif. Bu sefer doktor da umutlanmıştı, her ne kadar bunun anlam ifade etmeyen bir tepki olabileceğini bilse de.
Artık beş buçuk yıl olmuştu Nevzat doktor başka bir hastahaneye gidecekti görev için. Odaya geldi hem Elif'i son kez muayene etmek için hem de vedalaşmak için. Rutin kontrollerini yaptı, yüzüne doğru eğildi, alnına bir öpücük koydu. " Ah benim güzel kızım, hadi, hadi, uyan artık". Derince yutkundu. Efsun hanım ile tokalaştılar, tam kapıdan çıkacakken Elif'den öksürüğe benzer bir ses çıktı. Hemence yanına koştular. Nevzat bey tekrar başladı kontrol etmeye. Elif tekrar öksürdü, Hadi kızım öksür kızım demeye başladılar. Elif öksürdü ve derin yutkundu, sanki boğazı kurumuş gibiydi ağzına hafif su değirdiler. Hafif hafif gözünü açtı, sevinç çığlıkları, gözyaşları, kucaklaşmalar hepsi bir aradaydı. Efsun hanım bağırmaya başladı "Dedim sana doktor dedim analar hisseder dedim". Kızına sarıldı, kokladı, ağladı, güldü. Bütün duyguları bir arada yaşıyordu. Ama olmuştu inancına sadık kalarak kızını bekledi ve inandığı oldu, Elif uyandı. Konuşmuyor, öylece bakınıyordu, her yer çiçek gibiydi, böyle hastane odası mı olurdu, olmazdı elbet, hastane odaları soğuk ve renksiz olurdu. Ama oda Elif'in tam istediği gibi döşenmişti, her şey güzeldi, onun zevkine göreydi. Bir saat falan geçtikten sonra konuştu ilk defa, kaç saattir uyuyorum. Efsun hanım cevapladı" Beş buçuk yıl, 3 saattir". Elif inanamadı. Nevzat atıldı. "Annen senin uyanacağına çok inandı, her gün sanki seni akşam uykusuna yatmışsın sabah olunca uyanacakmışsın gibi davrandı, seni annenin sana olan inancı ayakta tuttu kızım." Elif bu işe hiç şaşırmadı, annesine döndü ve " Analar hisseder" dedi. Doktor Nevzat bir kere daha anladı anneler ile çocukları arasında başka bir bağ oluyordu, aşılması ve o seviyeye ulaşması zor bir bağ.
...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)