Çocuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çocuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Nisan 2018 Salı

Minik Kalbini Sevduğum Uşak

Uzun zaman oldu yazmayalı başka şeyler ile meşguliyetim fazla bu ara onun ile ilgili bir durum. Ama bunu yazmam gerekiyordu, anılar defterimde olması gereken bir incelik çünkü. 
Çünkü minuk galbini sevduğum uşak yine beni galbimden vurdi.
Bir çoğunuz biliyorsunuzdur ki geçen hafta Beşiktaş-Fenerbahçe maçı vardı, kupa maçı. Maçta kavga gürültü çıkınca tatil edildi en sonunda. Ama öncesinde Pepe diye bir oyuncu var Beşiktaş'ta o biraz sert bir oyun sergilemiş. Hatta bir defasında resmen Fenerbahçeli oyuncunun ayağına sert bir darbe yapmış kayarak, güya topa müdahale adında. Ama bildiğin ayak kırma operasyonu gibi bir durum. Bu duruma çok üzüldü benim minik paşam. Durup durup;
- Yazık değil mi ya? O da futbolcu değil mi? Neden bu kadar sert oynuyor ki? Ya ayağı kırılsaydı?  gibi cümleler ile hayıflandı durdu. Kendisi de futbolcu olmak istediğinden bu bir ders oldu aynı zamanda. Dedik ki "Bak bu yanlış ve sen bunun yanlış olduğunu gördün, sen bu şekilde davranmazsın artık tamam mı annecim/babacım?" " Ben öyle şey yapar mıyım anne çok kötü bir şey bu?" diye de cevabımızı aldık.
Üstünden vakit geçti dün 23 Nisan vesilesi ile evdeydik ikimizde, içeride oyun oynuyordu, ben de yemek yapıyordum. Kalkıp yanıma geldi.
- Anne Pepe Müslüman değil ya ondan aslında biliyor musun?
- Ne demek istiyorsun anneciğim, biliyorum Müslüman değil ama ne demek istediğini anlamadım?
- Müslüman değil işte onun için öyle oynuyor?
Yüzümde belirgin bir tebessüm oluştu.
- Müslüman olmadığı için mi sert oynadığını düşünüyorsun?
- Evet anne. Eğer Müslüman olsaydı merhamet ederdi. Belki ayağını kırarım o da bir daha oynayamaz diye düşünürdü. Ama düşünmedi direkt ayağına girdi. 
- Merhametin sadece Müslüman olan insanlarda mı olduğunu düşünüyorsun peki sen?
- Öyle değil mi?
- Merhamet bütün insanlarda olabilir. Merhametli olmak Allah'tan gelen güzel bir duygudur. Müslüman olan insanların da merhameti az olanları olabilir.
- Tamam da anne yabancılar genelde daha sert oynuyor. Onlar pek düşünmüyorlar.
- Tabii olabilir
- Ama Ronaldo Müslüman değil mi anne? O çok yardımsever ve çok düşünceli. Onda merhamet var.
- Ronaldo Müslüman değil ama Müslüman olması en çok istenen tanınmış kişi olabilir. Birçok kişi onun Müslüman olmasını istiyor ben de dahil.
- Yaa(Büyük şaşırarak) gerçekten mi değil, nasıl değil anne sen buna emin misin?
- Evet değil ama bak o da çok merhametli gördün mü?
- Ama anne Ronaldo Müslüman olamaz mı?
- Onun için dua edelim olur mu? Belki Allah ona da nasip eder.
- İnşaallah anne yaa. Neyse ben gidip oynayayım.

Çocuk kalbiyle yaklaşmak olaylara ne kadar basit ve bir o kadar da derin. Şimdi o minnak kalbiyle "Ronaldo Müslüman olsun Allahım" diye dua etti. Belli mi olur belki kabul olur, küçücük bir çocuğun duası koca bir insanın hayatını değiştirir, güzelleştirir. Hayata çocuklar kadar basit bakabilsek aslında, hiç tanımadığımız ve bizi hiç tanımayacak biri için dua edebilecek bir kalp taşısak. Bizi tanımayacak ve belki sevmeyecek olan birilerini bile ondan habersiz sevsek. Arındırsak kalplerimizi, sadeleştirsek. Sadece verdiklerimiz ile değil de aldıklarımız ile de ilgilensek. Belki hafifler omuzlarımızdaki yükler, kalbimizi temizlersek. Belki sevgi ile dolarsa kalplerimiz, kolaylaşır hayat. Belki merhamet edersek, merhamet edilenlerden oluruz da güzelleşir yaşamlar...

"Güzel  gören güzel düşünür, güzel düşünen hayatından lezzet alır..."






27 Aralık 2017 Çarşamba

"Büyümek İstemiyorum Anne"

Birkaç gün önce oğlum ile oyun oynarken aramızda şöyle bir konuşma geçti:
- Anne ben büyümek istemiyorum.

Şaşırdım, çünkü çoğu zaman bir an önce büyük olmak ister.

-O nereden çıktı anneciğim, neden böyle söyledin şimdi, dedim.

- Büyüyünce istediğim oyunları oynayamam, o yüzden büyümek istemiyorum, dedi.

İkna edici bir cevap vermem gerekiyor diye düşündüm, gözlerindeki ifadeden sonra,

- Anneciğim, ben senden büyük değil miyim? 
- Büyüksün.
- Peki ben senin ile istediğim oyunları oynamıyor muyum?
- Oynuyorsun.
- Demek ki büyük olsak da oyun oynayabildiğimiz zamanlar oluyormuş. Önemli olan içindeki çocuğu kaybetmemek.

"İçindeki çocuğu kaybetmemek ne demek" der gibi bakışından dolayı bir açıklama daha yapıyorum.

- İçindeki çocuğu kaybetmemek, benim senin ile büyük olsam da oyun oynuyor olabilmem. Biliyor musun bazı çocukların anneleri onlar ile hiç oynamıyorlar, babaları da. 

Gözlerini büyük bir şaşkınlıkla açıp "Nasıl yani, çocuklar evde hiç oynamıyor mu?" diye sorunca sevinsem mi yoksa diğer çocuklar için üzülsem mi birbirine karıştı.

- Oynuyorlardır tabii ki ama kendileri. İşte o çocukların annelerinin babalarının içindeki çocuk gitmiş oluyor. Çocuk yanlarını kaybettikleri için de çocukları ile oynayamıyorlar. Ben nasıl senin ile oyun oynayabiliyorsam sen de büyüdüğünde oyun oynayabilirsin. Anlaştık mı?

Masumca bakıp, biraz düşündükten sonra üzüntüsünü belli ederek,

- Anne belki o çocukların annelerinin çok işi vardır, ondan oynamıyorlardır ya da belki kardeşleri vardır değil mi? diye sorunca

Kocaman sarılıp, ince düşüncesine aşık olduktan sonra "Belki" dedim. 

Sonra kaldığımız yerden oyunumuza devam ettik, bu defa ben kazandım. Hatta ilk defa ben kazandım :)) 

Her zaman söylediğim gibi, insan karşısındakinin aynasıdır, kendisine ne yansıyorsa hissettirdiği odur. Yapmaya çalıştığım iyi bir ayna olmak, iyi bir ayna yetiştirmek. Bu neden ile de çocuğumun huzursuz, huysuz, hırçın olduğu bir dönemde ilk önce onun ile olan iletişimime bakarım, hemen o birkaç günü gözümden geçiririm. Çocukların bir günü bir gününe uymuyor elbette ama muhakememi yaptıktan sonra görüyorum ki o dönem biraz eksilmiş iletişimimiz, oyunlarımız, beraber geçirdiğimiz vakit, hızlı bir tempo uyguluyorum, on dakikalık oyun bile çok şeyi ifade edebiliyor çocuklar için. Deli gibi kahkaha atıyorlar, mutlu oldukları gözlerine de yansıyor. Bir çocuğun mutluluğundan daha büyük keyif olabilir mi? 

Umarım ki o içindeki çocuk hep capcanlı olur bitanecik kuzum. Seni çok seviyorum 💙