21 Mart 2017 Salı

İstemsizlik

Bazı şeyler istemsizce olur; öksürmek gibi, hapşırmak gibi, esnemek gibi,
Ya da "ÖZLEMEK" gibi...

2 Mart 2017 Perşembe

Bahar Şenliği

Marta girdik bin şükür... Mis gibi bahar şimdi...


İnsan "Hangi mevsimi seviyorsun?" sorusuna genelde yaz diye cevap verir ya da belki kış. Ama bahar en güzeli mevsimlerin, en canlısı, en tazesi. Ne donduran soğuğu vardır ne yakan güneşi, kararındadır her şey.  


Yağmuru vardır mis gibi, 


Taze çiçekleri, diğer hiç bir ayda olmayan ağaç çiçekleri.


 Kokusu misal insanın başını döndüren... Her şey ama her şey güzeldir, renklidir. 


Bahar girince içim daha bir parıltılı olur ve daha bir umutla bakar gözlerim.
Bahardandır belki içimdeki ışığın aydınlığı,
Bahardır içime işleyen mis gibi çiçek kokuları...


Her baharda sanki ilk defa o zaman doğuyormuşum hissi gelir ve tazelenirim baharla birlikte ben de.


Her mevsim bahar olsaydı eğer gıkım çıkmazdı emin olun,
Yağmuru bu kadar seven biri olarak, çiçekleri ve şahane doğayı...
Baharın şahane kokusunu mis gibi kokusunu içinize çekin bahar ile yenilenin temizlenin tazelenin...
Sevgiler...

13 Şubat 2017 Pazartesi

Sahiden

Bilmiyorum ne kadar derinde acılarım,
Kabukları kopmuş olanları da var,
Bir türlü kabuk bağlayamayanları da.

Bilmiyorum ne kadar gerçek yaşananlar
Sevgi ne kadar gerçek,
Özlem ne kadar,
Aşk ne...

Derin derin izleri var hislerimin,
Öyle bakmakla göremeyeceğin,
Her biri gülüşümün tınısında saklı olan.
Hepsi gerçek,
Hepsi içten,
Hepsi... Neyse...

Anlatmakla anlayamayacağın şeylerden bahsetmeyeceğim sana,
Zira hissederken bile anlamadın gözlerimin edasını.
Kalp ritmimin bozulmasına sebepti aşkın,
Anlamadın...

Sadece ritimlerimi bozmadın,
Aklım da hafif kırıktı hani,
Yanan bir ciğerim vardı
Ve inan hepsi, sahiden, sadece sanaydı.

Zaten ben başka bir nefes de tanımadım,
Bu kadar ciğerden gelen...

Bana öyle anlar verdin ki
Unutulması imkansız,
Her bir zerrem de derin derin hissedilen.
Şimdi, unutabilir misin,
Paramparça ettiğin beni?
Ben, bin kere yansam, yine de unutamam...


6 Şubat 2017 Pazartesi

Günlük

İnsan hayat koşturmasında birçok şeyi unutuyor. Hatırında kalması için dua ettikleri bile bir bir tarih oluyor. Hele ki evladı ile ilgili her ayrıntıyı her anını tek tek hatırda tutmak istiyor. Tabii bu mümkün değil. Çünkü sürekli yenileri ekleniyor. Bunun için günlük yazmak bazı anıları hatırlamada iyi bir yaklaşım diye düşünüyorum. Her gün olmasa da zaman zaman yazmaya gayret ediyorum, özellik ile oğlum ile ilgili olanları. Bugün de onlardan biri olsun.

Bugün kendisinin deyimiyle 17 günlük tatilimiz bitti tekrar okula başladık. Ve sen yavrum arkadaşlarını ve öğretmenini özlediğin halde, gitmek istemediğini belirttin. Hatta beni suçladın," Öğretmenimiz artık okul bitti, tatil dedi, sen beni zorla okula göndermek istiyorsun" diyerek. Kısa bir açıklamadan sonra ikna olundu, okul için hazırlanıldı. Aslında okul konusunda beni çok şaşırttın. Çünkü okul öncesi dönemde, 1,5 2 yaşından beri o kadar çok hevesliydin ki okul için, yazmak için, okumak için. Ödev yapmakta bu kadar zorlanacağın, sıkıntı çekeceğin hiç aklıma gelmedi. Gerçi bu sıkıntıda derslerin aşırı yoğun, ödevlerin aşırı çok ve tehditkar öğretmenin etkileri de yok değil. Çünkü her öğrenci, " Ödevlerinizi yapmayın da bakın yarın ne kadar çok vereceğim", ya da " Yarın ki yazılıya çalışmazsanız hepiniz zayıf alırsınız" diyerek yaklaşan bir öğretmenin dersini sevmekte zorlanır. Yine de her gün o zorlu ödevleri, derin derin yutkunarak, hıçkırarak, mide bulantısı geçirerek ve karnını açarak da olsa tamamını yaptığın için hayranım sana. Artık okuyabiliyoruz, okulun en sevdiğin yönü istediğin her şeyi yardımım olmadan okuyabiliyor olman oldu. Yazmaktan pek hoşlanmıyorsun.

Resim yapmak, müzik yapmak büyük keyif aldığın bir ikinci bölüm. Hatta resim konusunda artık bir ressam evimiz oldu, tuvaller, boyalar, fırçalar, paletler, kağıda yapılan resimleri beğenmemeler falan, bayağı bir ilerleme kaydettik. Ve benden ziyade sen gerçekten şahane resim yapıyorsun. Birçok ayrıntısını yapıyorsun artık resimlerin, evin perdeleri, kapının anahtar deliği, yerdeki şeylerin gölgeleri. gökkuşağının renk sırası çok önemli mesela ya da ayıyla yıldızıyla bir gece resmi yapmış olman güzel ayrıntı benim için. Müzik aleti olarak şimdilik evdeki her şey kullanılabiliyor, sonra belki ilerde şekil değiştirirler orasını bilemem.

Futbola yazılmak için resmen gün sayıyoruz, çünkü uzunca bir süredir futbol oynama aşkın devam ediyor. Ben elinin daha iyi olduğunu düşündüğümden basketbol oyna istemiştim. Yine artık beni şaşırtmayan cool'luğunla cevap vermiştin, " Ben çok uzun boylu olmak istemiyorum ki, futbol oynamak istiyorum, basketbolu zaten iyi oynayabiliyorum" " Tamam, peki başka sorum yok" edasına giriyorum mecburen ben de.

Aslında futbol aşkına teşekkür etmem gerekiyor, çünkü artık yemek yiyorsun, hepsinden değil ama eskiye göre çok şükür Allaha kıvamındayım. Her gün şükrediyorum bunun için.

Ben de en az senin kadar heyecanlıyım. Büyüdüğünü görmek heyecanlarına şahit olmak ve onları hissetmek çok başka bir duygu. Kendim için şunu söyleyebilirim ki, iyi ki kalbi geniş bir insanım. Seni çok seviyorum ve bunu doğru şekilde ifade ettiğimi düşünüyorum. Mutlu olman için, evim kirlenir, duvarı boyarsan ne olur, yere dökülen leke çıkmazsa ne yapacağım gibi düşüncelerim yok çok şükür. Çünkü senin mutlu olman benim için önemli olan, sen mutlu olduktan sonra, zaten apartmanların içinde sıkışmış hayatlarımıza bir de sana evde sınırlar koymak çok anlamsız geliyor bana. Çevreyi, rahatsız etmemek konusuna özen göstererek evde dilediğimizi yapıyoruz.

Mutlu olman için elimden geleni yapmaya çalışıyorum güzel çocuğum. Benim çok güzel çocukluğum geçti. İstiyorum ki sen de büyüdüğünde çok güzel çocukluğum geçti diyebil.


9 Ocak 2017 Pazartesi

Değişmeyen Anlar

Hayatımız için söylenen en doğru söz "Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir." Hayatımızda sürekli olarak bir şeyler değişiyor ve biz bunları hiç yadırgamadan, sanki zaten hep öyleymiş gibi kabul ediyoruz. Alışıyoruz, hızlı ve de değişimsiz olarak.

Ama hiç değişmeyen şeyler de var sözler mesela " Ana baba gibi yar olmaz" gibi. Dünyanın ilk kurulduğu andan beri her şey değişmiş fakat bu söz tazeliğini hep korumuştur. Koruyacaktır da. Uzaya da çıksan, gidip Mars'a da yerleşsen bu söz tazeliğini yitirmeyecek.

Evlat için de aynı duygular geçerli hatta kesinlikle daha baskın.

Aşk dünya kurulduğundan bu yana olan ve doyulması imkansız şahane duygu, hiçbir çağda bitmemiş ve dahaki hiçbir çağda bitmeyecek.

Sonra insanın kendisi ile ilgili olan şeyler var. Mesela herkesin herkesten sakladığı bir sırrı mutlaka vardır. En geveze, ağzı lafsız duramayan insanın bile söylememek için direndiği bir sırrı mutlaka vardır.

Bir şarkı misal hep durur kalbinin derinliklerinde. Tamamı ile kendisini anlatan bir şarkı bulur insan, toncasını dinlese de hep ona sığınır. "Sen de bi' bıkmadın şu şarkıdan" derler belki ama sen vazgeçmezsin defalarca kere aynı lezzetle dinlemekten. Misal benimkisi Kazım Koyuncu'dan İşte Gidiyorum. Sanki oturup benim için yazılmış, sanki sadece bana özel, sanki bu şarkıda benim hissettiklerimi başka hiç kimse hissedemezmiş gibi, öylesine bana ait, öylesine içim.

İşte Gidiyorum

Çok etkilendiği bir kitap mutlaka vardır. Ağzını "Vay be" der gibi yaparak okuduğu, büyük keyif aldığı ve defalarca okuyabileceği.

Bir film, hıçkıra hıçkıra ağlatan seni, ya da kahkahalar dolusu güldüren, yahut korkudan uykularını kaçıran ama izlemekten bıkmayacağın bir film.

Sonra hayaller mutlaka tazeliğini korur. Çağlar çağlar geçse de insan hayal kurmaktan vazgeçmez. Hiç hayali olmadığı düşünülen insanın bile " Ulan bi' şöyle olsa şunu yaparım." , diye cümleye başladığı sadece maddiyata dayalı da olsa hayali vardır.

Dilekler hiç değişmez mesela " Sağlık, huzur, mutluluk, bereket" hep, herkes için, her özel günde dilenir.

Umuttan hiç vazgeçilmez. Geçilmemelidir de. En çıkılmaz durumlarda en inançsız insan bile bir cümleye bağlar bütün durumu " Dur bakalım, Allah büyük!".

İnsan olarak doyumsuz olsak da aslında sınırlarımız keskindir. Eski iyidir, değişmek yenilenmek güzel olsa da aynı kalan şeyler de keyiflidir. Sıkı sıkı sarılacağımız özlerimizin olması güvende hissettirir.

En azından beni ;)

Sevgilerle.


2 Ocak 2017 Pazartesi

Güzel bir sayfa

Güzel bir söz var sayın okur " 365 sayfalık bir defter var elinde, şimdi iyi bir yazar ol ve pişman olma". Bence tam olarak bu yapılması gereken. Her birey kendi defterini bitirdiğinde, mutlu olunacak şeyler yazarsa iyi bir yıl geçmiş olur. 

Maalesef ki bu yıl yaşadığımız en zor yıllardan biriydi. Bombalar, şehitler, patlamalar, darbe girişimi, göçler, göçemeyenler, kendi ülkende yabancı gibi hissetmen, korkman. Hepsi birleştiğinde ve hepsini art arda anlattığımızda sanki hiç güzel bir olay yaşanmamış ve biz hiç gülmemişiz gibi bir algı oluşur.  Ama mutlaka ki toplu toplu yaşadığımız acıların yanında teker teker güzel anılarımız olmuştur. Evlenenler oldu mesela, çocuğu okula başlayanlar, ev alanlar, doğum yapanlar, üniversiteyi kazanlar, mezun olanlar. Bir beklenti içinde olanlar beklediklerine kavuştuğunda içimizi de dışımızı da kaplayan güzel anılarımız oldu tabii. 

Mesela benim oğlum okula başladı, ben de onunla beraber öğrenmeye başladım. Onun o okumaya çalışırken ki ağzını şekilden şekle sokması, okuduktan sonra derin nefes vermesi ve buna şahit olmak şahane. Derin bir futbol tutkunu olan çocuğumun kalecisi olmak. Ben bir kadınım diye kendisinin benimle voleybol oynama çabası. Sebebi benim de gönlümün olması. Pahabiçilemez. Sonra çok sevdiği kekin malzemelerini ezberlemiş olması. Okul anılarını anlatması. Onunla çizgi film izlemek, resim yapmak. Müthiş derecede kötü bir resim yeteneğimin olmasını onu güldürmek için kötüleştirdiğimi sanması. Boyama yapmak. Uykusu gelince gelip kucağıma kıvrılması. Dünya üzerindeki hiçbir şey ile karşılaştırılamayacak kadar kıymetli. İnsanı uyurken bile tebessüm ettirecek başka bir varlık yok. Ne kadar fazla zaman geçirirsem geçireyim, eksik hissediyorum kendimi zaman zaman, sonra bu anların neredeyse hepsinin güzel geçtiğini düşününce şükrediyorum. 

Kendime gelecek olursak, bu yıl kazandıklarım: 
Çok geç yaşta kitap okumaya başlayan biri olarak bu yıl sınırlarım dahilinde ruhumu doyuracak kadar kitap okuyabilmiş olmak,
Hiçbir işi yarım bırakmamak yahut yarım bırakacağımı bildiğim işi elime almamak,
Hala olarak dünyanın en tatlı Lokumuna sahip olmak,
Daha fazla hal hatır sormak, insanlar ile daha sıcak ilişkiler kurmak,
Hayallerimin peşinden koşmuş olmak, 
Mutlu olmak için değil huzurlu olmak için bir şeyler yapmak ve büyük kazanç sağlamak(Çünkü huzurun yerindeyse mutlu olmak olası),
Üretken olmaktan mutluluk duymak ama yorulmak,
Farkındalığımı arttırmış, iç dünyamı genişletmiş ve içimi büyütmüş olmak,
İçime uzun bir yolculuk yapmış olmak, orada güzel şeyler bulmak ve onları gün yüzüne çıkarmak,
Suskunlaşmak, 

Bu yıl için beklentim, bu yapmış olduklarımı geliştirmek, daha fazla kitap okumak, daha fazla sevmek, kendimi değil ruhumu beslemek, çocuğumla daha fazla oynamak, daha fazla vakit geçirmek
onu daha fazla koklamak, bolca dua etmek, bolca şükretmek, bolca kıymet bilmek.

Defterimi güzel doldurmak istiyorum, pişman olmamak için sizler de defterinizi bolca güzel anıyla doldurun.


Sevgilerle, iyi yıllar...

23 Aralık 2016 Cuma

Bilmezdim Evvelden

Bilmezdim evvelden susmanın bu kadar erdemli olduğunu. Susarken çözüldüğünü sorunların. Cahildim elbet. Şimdiki gibi sakin falan da değildim, atılgandım, hızlıydım, telaşlı ve de aceleciydim.
*
Bilmezdim evvelden sükunetin her şey olduğunu. Gürültücüydüm, yerine göre geçimsiz ve de kavgacı. Toydum elbet. Şimdiki gibi gönlümden görünmezdi çoğu şey gözüme. Gördüğümü gerçek sanırdım.

Bilmezdim evvelden huzurun bu kadar değerli olduğunu. Huzurluyken her şeyin yerli yerinde doğdu 
düzgün derli toplu durduğunu. Yaşadığımı huzur sanırdım. Korkaktım elbet. Ama anlamazdım korkak olduğumu gücüm her şeye yeter sanırdım. 
*
Bilmezdim evvelden mutlu olmanın gülmek olmadığını. Ne kadar gülüyorsam o kadar mutluydum hesapta. Mutsuzdum elbet. Güldüğüm tınılar dolusu mutsuzdum. Öfkeli ve de hırçın. 

*
Bilmezdim evvelden alçak gönüllü olmanın bambaşka olduğunu. Kibirliydim. Yükseklerdeydim ve herkesi oradan izlerdim. Kördüm elbet. Hem gönlüm hem de gözlerim kördü.

*
Bilir oldum şimdilerde bunların tüm değerini, tecrübesiz olmanın kötü olmadığını, tecrübe etmenin ise çok şeyleri kattığını. 

*
Gözlerim açıldı zamanla, gönlüm de. Şimdi birçok şeyi gözlerimle bakmasam da görür oldum. 
*
Piştim, yüzümdeki çizgiler ve saçlarımdaki aklarla.
*
Korkağım hala çünkü biliyorum ki gücüm her şeye yetmez.
*
Mutluyum şimdi. Sakin ve de sükunetli. 
*
O koca koca yükseklerden kumların hizasına indim, ne mutlu ki inebildim. 
*
Olgunlaştım elbet, tecrübe ederken olgunlaştım. Olgunlaşırken suskunlaştım. Ve anladım ki huzuru yanlış bilmişim evvelden, huzurun adı Sükunetmiş...